Engelliler Günü, yetersizlikten etkilenen bireylerin sorunları üzerine odaklanan bir farkındalık günüdür

aysegul-ataman

Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Özel Eğitim Öğretmenliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ataman,” 3 Aralık Uluslararası Engelliler Günü” dolayısıyla açıklamalar yaptı.

Engelliler Günü’nün kutlama olarak yorumlanmaması gerekiyor

“Engelliler Günü, 1976 yılından itibaren düzenlenen bir gün olmasına karşın 1992 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 47/3 sayılı kararı ile resmen ilan edilen ve tüm dünyada düzenlenen konferans etkinlikler ile kamuoyunun dikkatini yetersizlikten etkilenen bireylerin sorunları üzerine odaklandığı bir farkındalık günüdür. Kutlama olarak yorumlanmaması gerekmektedir” diyen Ataman, bireyin yetersizliğe uğramasının ve toplum tarafından konulan ketleyici durumlarla engelli konuma düşmesinin kutlama değil, ciddi biçimde sorgulamaların yapıldığı bir gün olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Eğitim, barınma, bakım hizmetlerinden yoksun olma, ekonomik açıdan yetersizlik gibi durumlar engelli birey sayısının artmasına neden oluyor

Küreselleşmenin hızla artması sonucu insanların daha fazla mobil hale geldiğini ve bir ülkeden diğerine göçebildiğini ifade eden Ataman, “Bunun yanı sıra doğal afetler, bölgesel savaşlar özellikle çocuklar arasında sağlıksız beslenme, eğitim, barınma, bakım hizmetlerinden yoksun olma, ekonomik açıdan yetersizlik gibi durumlar engelli birey sayısının artmasına neden oluyor” dedi. Ataman, her ne kadar tıbbi gelişmelerin, doğumsal ve kalıtsal nedenlerin büyük bir bölümünü önleyecek düzeye ulaşmış olsa da toplumu oluşturan bireylerin kendilerine benzemeyen olduğunu düşündüğü farklı gelişen bireylere karşı ötekileştirmelerinin azalma yerine daha sınırları kesinleşmiş bir biçimde gündemde ilk sıralarda yer aldığının gözlemlendiğini belirtti.

Eğitimin tüm kademelerinde, yetersizlikten etkilenmiş çocukları olan ailelerin gördükleri olumsuz tutumlar aşılması gereken sorunların başında geliyor

Teknolojik gelişmeler ve post modern toplum yetersizlikten etkilenmiş bireylerin engelli konuma girmemeleri için tüm çalışmaları hızla gerçekleştirmeye inovasyon ve buluşlarla farklı gelişen bireylerin ahenkli bir biçimde engeli olmayan bireylerle aynı ortamları paylaşmalarını olası kıldığını dile getiren Ataman, “Ancak, yetersizlikten etkilenmiş çocukları olan ailelerin olağan gelişen çocuk ailelerinden özellikle eğitimin tüm kademelerinde gördükleri olumsuz tutumlar aşılması gereken sorunların başında gelmektedir” dedi. Buna ek olarak öğretmenlerin büyük bir yüzdesinin sınıflarında özel eğitim gerektiren farklı gelişim gösteren çocukları sınıflarında istememelerinin de önemli bir sorun olduğunun altını çizen Ataman, 2018’de yapılan öğretmen yetiştirme programlarında maalesef özel gereksinimli çocukların eğitimi konusunda programlarda yeterli düzenleme yapılmadığının görüldüğünü ifade etti.

Engelli bireylerin istihdamı, yetişkin hayata geçişi, bağımsız yaşama, evlilik, çocuk sahibi olma hakları konusunda çözüm üretilemiyor

“Üzerinde henüz yeterince odaklanmadığımız bir diğer konu engelli bireylerin istihdamı, yetişkin hayata geçişi, bağımsız yaşama, evlilik, çocuk sahibi olma hakları konusunu bir türlü tartışmaya açıp, çözüm üretemememizdir. Temel insan haklarının tümünden yetersizlikten etkilenmiş bireylerin nasıl yararlanacağı konusu henüz ulaşılması uzak bir yıldız gibi durmaktadır” diyen Ataman, Uluslararası engelli hakları sözleşmesinin 50. maddesinde yer alan ayrımcılık yapılmaması ve eşitlik, erişebilirlik, yaşama hakkı, yasa önünde eşit tanınma, kişi özgürlüğü ve güvenliği, işkence, insanlık dışı aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz kalma vb. hakların yeterince gerçekleşmediğini dile getirdi.